26
Eyl
2011
0

Gerilla Kütüphanesi!

Biz kitapseverler, bazılarına göre “enteller, danteller”, yine aynı gruba göre “felsefe yapma lan bana!”lar, bu şehirde şöyle ağız tadıyla gidip vakit geçirebileceğimiz bir kütüphane olmamasından yakınır dururuz. Dünyada pek çok mimari şaheser vardır; mesaj kaygılı, ferah, içinde bazen bir piyano bile bulunan, hatta çevreci binalar. İstanbul’da böyle nefes kesecek bir kütüphane yok. Binlerce yıllık tarihi olan bu şehirde, hala böyle bir kütüphane yok. Öyle mi? Alın size o zaman!
Bugünden itibaren bir hareket başlatıyoruz. Madem ki kitap okumak entel dantel işi sayılıyor, insanlara kitabı sevme ve okutma imkanı verilmiyor, kitaplar en az 20 TL’ye satılıyor, o zaman biz de bundan sonra beleş kitap okumaya başlıyoruz! Pek çok kitapçı dükkanında (ki bunlara ticari kaygıların dibine vurmuş bazı zincirler de dahil, biliyorsunuz) minik, miniminnacık bir okuma köşesi oluyor. Ama bu da yetmez! Yapacağımız şey, kitapçılardan bir kitabı, herhangi bir kitabı alıp yere oturmak ve o kitabı keyfinizce okumaya başlamak. Sadece bunu yapmanız yeterli olacak. Kim size ne diyebilir ki? O kitabı okumak için almak zorundasınız mı diyecekler? Kitabı bükmeyin, yoksa almak zorundasınız mı diyecekler? Sanki hediyelik eşya dükkanında borcam bakıyormuşsunuz gibi… (evet, kitabı bükmeseniz ve jelatini varsa açmasanız iyi olurdu aslında)
Yapmanız gereken tek şey bu: Olduğunuz yere çöküp okumak. “Ay üşütücem yannız!” diye düşünüyorsanız, o zaman koltuklara da oturabilirsiniz tabi (hatta kendi minderinizi yanınızda taşımak da bir çözüm). Ama bu sefer de o kitapçının okuma köşesini büyütmeye yönelik bir hareket yapın ve sıkışarak oturun! Okurken yaptığınız her şey insanları bu kütüphane eksikliğine işaret etsin ve bütün insanları okumaya özendirsin.
Hatta olayı bir adım öteye de götürelim, en az 100 sayfalık bir kitabı gerilla usulü bitirmeyi hedefleyelim! Gerilla hareketimize katılın, fotoğraflarınızı gönderin, nerede hangi kitabı okuduğunuzu bizimle paylaşın, hafta sonuysa biz de gelelim, bu olay bir flashmob misali büyüsün!
Kitabı bitirdiğiniz zaman, öncelikle İstanbul’da halen oturup da huzurla kitap okuyacak bir mekan olmayışına tepkinizi göstermiş olacaksınız, sonra ‘kitap okumaya da hiç zaman ayıramıyorum şekerim’ demek yerine bir kitabı bitirmiş olmanın huzurunu  duyacaksınız ve bütün bunlarla beraber, dönüp geriye baktığınızda İstanbul içinde bıraktığınız salyangoz misali izi göreceksiniz: 1-30 sayfa arası D&R Suadiye, 30-50 Sayfa Arası Taksim Mephisto, 50-70 Arası Kadıköy Nezih ve en sonunda Cevahir D&R ve son…

Bizce denemeye değer! Siz ne dersiniz?

Not: Biz herkesi kendimiz gibi bilip İstanbul’dan örnekler verdik ama, kitapseverin memleketi fark etmez, hareketimiz herkese açıktır.

İmza: Başucumuzda Kitap yazarları.

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Gezi Kütüphanesi, yeniden!
İstanbul’da kütüphane olayı ne durumda?
Bakarsan dağ oluyor işte…
Lisenin içerisinde bir küçük cennet.
  • Ben basliyorum bugun yapmaya 🙂

  • Ben de akşama doğru bir fotoğraf yüklemiş olacağım =) bak şey yapalım, #gerillakutuphanesi yazarak twitter’da paylaşaım, bi de buraya da koyup gerilla kütüphanesi diye etiketleyelim. sonra tüm etiketi paylaşıcaz blog’da =)

  • 2006 yilinda D&R Kuşadası şubesinde kitap bölümünde çalışıyordum.Ayakta,güvenlik kameralarindan kaçarak 2 kitap bitirmiştim 🙂 O geldi aklıma.

    Japonya’da bazı büyük kitapçıların zemini halı kaplatılmış yani al kitabı otur yere diyor adamlar sana 🙂

  • Yahu ben bu olayı müzelerde yapıyordum eserleri daha iyi inceleyebilmek için ama hiç kitapçılarda aklıma gelmemişti. Ne bileyim sadece koltuk, sandalyeye otururdum. Şu andan itibaren yapmaya başlayacağım. Müthiş bir fikir :))

  • serrose: sizinle gurur duyuyoruz! d&r’ın bir çalışanı olarak bunu başarmış olmanız okur olarak yapmaktan beş kat daha zor gerçekten!

    kitap gibi kız: fotoğraflarınızı da bekliyoruz! müzelerde yapmak da şahsen benim hiç aklıma gelmemişti, önüne sandalyeyi yerleştirip uzun uzun incelemek, hatta elimizde internetimiz varsa eserle ilgili malumatları okuyup bir de o bilgiler ışığında esere bakmak. çok şahane 🙂