21
Eki
2011
0

Yıldız Tozu sorunsalı

Yıldız Tozu, orjinal adıyla Stardust, Neil Gaiman’ın şaheserleri arasında üst sıralarda bir tanınmışlığa sahip. Kitabın şeker mi şeker bir filmi de çekildi hatta, Yıldız ablayı Claire Danes, cadı kadını da Michelle Pfeiffer oynadı. Filmi izledikten sonra İthaki’nin bastığı kitabı alıp okumaya başlamıştım üniversitede. Sıkıntımın boyutlarını tanımlamam mümkün değil.
Kısa bir süre önce, Sabit Fikir‘de Yıldız Tozu’nun aslında şahane bir kitap olduğu, ama Türkçe çevirisinin aşırı sıkıcı olduğu yazılmıştı. Bunun üzerine kitaba bir şans daha vermeye karar verdim. Ama bir süredir kitap diyeti yaptığımdan (sanki çok başarılıymışım gibi bunu bahane etmem, yüzsüzlük seviyesinde bir inkarcılığın sonucudur, haklısınız) kitabı almamıştım. Ama beyaz atlı prensim, tosun paşam, aman da şekerim bir beyfendi beni İstiklal’deki Robinson’a götürdüğü ve “dile benden ne dilersen” dediği sırada Stardust’tan daha fazla uzak kalamayacağımı teslim ettim.

Hikaye, etrafında bir duvar örülü olduğu için “Village of Wall” yani Duvarlı Köy denilen bir köyde geçiyor. Daha doğrusu orada başlıyor. Bu duvar, filmden de hatırladığım kadarıyla, bütün efsanevi yaratıkların, büyücülerin, hatta genel anlamıyla masalların kasabaya girmesini engelliyor. Böylesi bir karakter duvardaki deliklerden (belli zamanlar dışında) geçmeye çalışırsa, anında toza dönüşüyor. İşte bu kasabanın realist ahalisi arasında en realist ve biraz da odun sayılabilecek Dunstan Thorn isimli çiftçi, bir takım aşna fişneler sonucunda Tristan Thorn isimli bir erkek çocuk sahibi oluyor. Anlatmaya en başından başladım, çünkü Tristan’ın doğumuna kadar gelişen o az sayıda hadise ve annesiyle babası hikayede önemi olan kişiler. Neyse, esas oğlanımız Tristan büyüdüğünde, bir gün bir yıldızın kaydığını ve kasabalarının çok yakınına, duvarın dışına düştüğünü görüyor. Yıldız, Yıldız Abla’ya dönüşüyor ve işte olaylar silsilesi başlıyor. Çünkü Yıldız’ın düşüşüne başka, çok güçlü insanlar da tanıklık ediyorlar ve onu yakalamak için yola çıkıyorlar. Yıldız Abla diyince sanki üst kat komşunuz filanmış gibi algılanıyor farkındayım, ama başka türlü ifade edemedim şu an, mazur görün artık =)

(Bu da benim okuduğum kitabın kapağı)

Kitabın orjinali, yani İngilizcesi gerçekten de çok güzel. Henüz pek ilerlemedim ama, yine de tavsiye ederim. “Büyüklere masal” tarzı bir hikaye anlatılıyor. Fantastik denemez, roman da denemez, mitolojik filan hiç denemez. Tamamiyle yatmazdan önce okunası, başucunda tutulası bir masal bu. Henüz okumadıysanız, İngilizce’niz de en azından derdinizi anlatacak seviyedeyse, bu kitabı tavsiye ederim. Tabii şu da var, kitabı okurken benim gibi yazım yanlışları ve saçma kurulmuş cümleler yüzünden başınız ağrıyıp dikkatiniz dağılmıyorsa, Türkçe’sini okumak da iyi olabilir.

Filminde bu kadar ağırtop olup bu kadar da vasat olan başka bir film de bilmiyorum, onu ekleyeyim. Şeker bir film, Claire Danes Yıldız rolünü çok güzel oynamış, efektler filan iyi ama, işte bi sürersizlik var filmde. Hikayedeki geçişleri algılayamıyorsunuz bazı bazı. 3. kişinin ağzından yazılmış pek çok hikayenin sinema uyarlamasında bu sıkıntı yaşanabiliyor zaten. (Das Parfüm bu konuda önemli bir istisna) Ama yine de tavsiye ederim, kitabı okuduktan SONRA filmi de bir izleyin derim. Aşağıya da tadımlık bir klip koyuyorum bu sebepten.

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Hafta ortası molası: Bazı güzel kitaplar
Ransom Riggs’den Miss Peregrine’in Tuhaf Çocukları serisi: Uykudan önce gerçek masallar
Andy Weir’dan Marslı: Hayatta kalmak için inat eden bir astronotun hikayesi
Bulut Atlası
  • Bu filmi ben de izlediğimde fazla “kopuk kopuk” gelmişti. Ama şimdi sizin yazıdan öğrendim ki Neil Gaiman yazmış, pek bir merak ettim… İngilizceyi mi tercih etmeli? (Filmle ilgili aklımda kalan tek güzel şey şu Robert de Niro’lu sahneydi :D)

  • Selam,

    Evet, bence İngilizce’sini tercih etmek iyi bir çözüm. Sabit Fikir’deki eleştiriyi okuduğunuzda zaten göreceksiniz, eleştirinin yazarı yazının tamamına yakınında bu konuda çemkiriklerde bulunuyor. İngilizce’sini şiddetle tavsiye ediyorum.

    Bi de ben sonlara doğru 3 kardeşin hayaletlerinin yan yana dizilip bir takım tezahüratlar yaptığı yeri de baya matrak bulmuştum =)

    İyi okumalar şimdiden!

  • Kİtabı bu İstanbul kitap fuarından almayı düşünüyordum fakat sanırım İngilizcesini okumak daha iyi olacak ama acaba ingilizcem yeterli mi onuda bilemiyorum…anlatım dili eğer mezarlık kitabında olduğu gibi sadeyse okuyabilirim diye düşünüyorum…bu konuda bilgilendirirseniz sevinirim 🙂

  • mezarlık kitabını okumadım ama, bu kitabın dilinin çok da zor olmadığını söyleyebilirim. almadan önce aradan bir sayfa seçip okursanız, dilinizin yeterli olup olmadığı konusunda daha iyi bir karar verebilirsiniz tabii. öncelikle fuar öncesinde ingilizcesine bir bakın, baktınız olmuyor, ithaki standına uğrarsınız.

  • Bu yorum yazar tarafından silindi.