16
Ara
2011
0

Kağıt Gemiler

Biraz gecikmeli bir yazı olacak ama yaklaşık 1 ay kadar önce sevgili Margotto’nun tavsiyesiyle Ayşegül Çelik’in mini minnacık öykü kitabı Kâğıt Gemiler’i okudum. 2010 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü Yekta Kopan ile paylaşan bu kitap hacmen ne kadar ufaksa öyküleriyle sizi götürdüğü dünyalar da bir o kadar büyük. Su gibi, içinizi ferahlatan, bir masalın içine girmişsiniz hissi yaratan öyküler. İki nehir arasındaki en verimli topraklarda (ortaokul dönemlerinden çağrışım yaparsak, o harika ismiyle Maveraünnehir) çöllerde ve vahalarda geçen birbiriyle bağlı öyküler. Sınırda bir köy, çölün ortasında bir bedevi kervanı, köyün genç erkekleri ve kadınları, kervan çadırlarında geçen hayatlar, mücadele, inançlar, ayrılanlar, ayrışanlar. Her şey belki çok karışık ama aslında bir o kadar da basit. 
Çok fazla şey söylemeye gerek yok aslında, bu yıl okuduğum ve en çok etkilendiğim kitapların en başında Kâğıt Gemiler. Çelik’in kitabın girişinde okurlarına bıraktığı not her şeyi anlatıyor zaten. 

Sen,

Kağıdın sesine fütursuzca kulak kabartan okur…

Bilmelisin ki, bu satırların yazanı bir kadındır.

Elinde tuttuğun sayfaya, kalemin kondurduğu işaretler, bir kadının avaz avaz bağıran avuçlarından kaynıyor.

Bu avuçlardan kaynayan öyküleri kaçırmamanızı dilerim.

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Hafta ortası molası: Bazı güzel kitaplar
Kırmızı Saçlı Kadın – Bir garip Orhan Pamuk Romanı
Ufak bir Stefan Zweig Maratonu
Dış Kapının Mandalı