22
Ağu
2012
0

Overlok makinesi ayağınıza geldi.

Seray Şahiner’in Hanımların Dikkatine öykü kitabından bana ilk bahseden sevgili Sine olmuştu. Sonra uzun bir süre Taksim’deki tüm kitapçılarda bu kitabı aradım, her ne hikmetse hiç bir yerde yoktu, en son geçtiğimiz perşembe günü bayram öncesinde Erenköy D&R’da bulunca kaptım.
Kitabın jelatinin içindeki, Can Yayınları’nın kapağa bastığı fiyatı 15 TL iken üstte D&R’ın verdiği fiyatın 17 TL olması can sıkıcı bir durumdu. Normalde böyle durumlarda sinir olup bırakırım ama kitabı başka yerlerde bulamadığım için bu defalık kendimi aptal hissetmeye razı oldum.
Toplam 9 öyküden oluşuyor Şahiner’in kitabı. Pamuk Prenses ve Avcı’nın 1/3 sayfalık kısacık öyküsünü saymazsak diğer 8 öykünün hepsi aynı mahallenin kadınlarının günlük hayatlarından, iç seslerinden ve kuruntularından oluşuyor diyebiliriz. Türk edebiyatında kadın sesinin eksik olduğunu iddia etmek çok büyük haksızlık olur fakat bu kadar genç bir kadın öykü yazarı daha var mı emin olamıyorum.
Şahiner’in (meclis komisyon toplantısı gibi durmadan yazardan soyadıyla bahsetmemin sebebi nedir bilemedim) cümlelerini okurken kendi iç sesimle yüzleşiyormuşum hissi yaşadığım için sanırım yaşa bu kadar vurgu yapıyorum. Zira Seray hanım benden yalnızca 2 yaş büyük ve öykülerde yarattığı karakterlerin hayata bakış açısı, kendileriyle olan çekişmeleri benim yıllardır doldurduğum defter sayfalarını o kadar anımsatıyor ki kendim için üzülsem mi yoksa bunlar galiba zannettiğimden daha çok ve sık yaşanan şeyler diye düşünüp rahatlasam mı bir türlü karar veremedim.
Popüler öğelerin, gündelik konuşma dilinin, kadın dünyasına ait görülen bir çok detayın ve kitabın ana kahramanlarından biriymişçesine yer bulan Samatya semtinin hikayelerin akışında çok ciddi rolü var.
Bu kitabın kahramanı kadınlar belki çaresizlikleriyle, dışarıya gösterdikleri yüzleriyle iç dünyaları arasındaki farklarla, erkeklere ve hatta bazı kadınlara inandırıcılıktan uzak gelebilirler. Belki Seray Şahiner’e iç dünyamızı bu kadar açık ettiği için gönül dahi koyabiliriz. Ama hakkını teslim etmek gerekir ki, duru ve akıcı anlatımıyla, karakterlerindeki tutarlılıkla öykülere kendinizi kaptırmamak elde değil.
Kendi adıma bu kitabı çok özel bir yere koydum, çok sevdim. Seray Şahiner’in diğer eseri olan Gelin Başı‘nı da en kısa zamanda okumaya niyetliyim. Seray Hanım yakın bir zamanda yeniden blogumuza konuk olacaktır.
Not: Hanımların Dikkatine’nin 2012 Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü de kazandığını not düşelim son olarak.

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Hafta ortası molası: Bazı güzel kitaplar
Kırmızı Saçlı Kadın – Bir garip Orhan Pamuk Romanı
Ufak bir Stefan Zweig Maratonu
Dış Kapının Mandalı
  • Seray’ın iki kitabını da okudum. Gelin Başı ilk gözağrımız olduğu için daha bir hoşuma gitti galiba ama Hanımların Dikkatine’nin de hakkını yememek gerek. Her hikayede mutlaka bir yerde aa bu benim cümlesini geçirdim içimden. Buradan da tekrar eline sağlık diyorum. 🙂

  • kitabın başlığını gördüğümde benim de aklımdan, hanımların dikkatine. overlok makinesi ayağııza geldi, halı, kilim, yolluk paspas kenarına diye başlayıp beynimde yer eden o anons geçmişti.

    ben kitapyurdundan 12 liraya aldım, siz de kitap almadan önce bir uğrayın derim(:

  • ilk defa duyduğum bir yazar dersem ayıp olacak ama gerçek bu , itina ile notumu aldım:)

  • bu “zihnimi mi okuyor la bu yazar!” olayı, murathan mungan’ı okurken de çok oluyor. bilhassa yüksek topuklar’da kendim yazmışım da unutup tekrar okuyormuşum gibi olmuştu. seviyorum bu tarz yazıları. o zaman hemen ilk fırsatta gidip alıyorum çünkü okumadığım hiç kitabım birikmedi :):):)):):):):):)):))