14
Kas
2012
0

Deniz Kokusu

Sait Faik Abasıyanık, hiç şüphesiz ki Türk Edebiyatı’nın en büyük öykücüsü. Mükemmel betimlemeleriyle sizi alıp kurduğu dünyanın merkezine kolaylıkla oturtabilen büyük bir usta. Lise yıllarımda da bir çok kez öykülerini okumuş ve etkilenmiştim. Hatta Eyüboğlu Lisesi’nin yıllık çıkarttığı Edebiyat Dergisi Yakamoz’da, artık eskisi gibi yazı yazamayan ve rüyasında Taksim’de, Markiz Pastanesi’nde Sait Faik Abasıyanık ile karşılaşan, ondan tavsiyeler alan bir yazar hakkındaki öyküm yayınlanmıştı (adı da Beyoğlu Ayışığı’ydı). Bugün bile, çok büyük bir mutlulukla hatırlarım.
Sait Faik Abasıyanık’ın tüm kitapları, uzun yıllardır Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkıyordu. Klasikleşmiş ve hepimizin bir görüşte tanıyacağı YKY tasarımı ile birlikte. YKY’den yayınlanan kitaplar ile ilgili bir şikayetim yok, zira kitapları kapağıyla değerlendiren biri gibi anlaşılmak istemem ancak Türkiye İş Bankası Yayınları’ndan yayınlana yeni Sait Faik Abasıyanık kitaplarının o muhteşem kapak tasarımları beni tam anlamıyla büyüledi. Kendimi ”Onlara sahip olmalıyım!” diyerek kasaya doğru yürürken buldum. Babamdan bana kalan kütüphanede de vardı aslında Sait Faik Abasıyanık kitapları, ama ne yapayım işte, dayanamadım. Sonra kitapta, yazarın mal varlığı ile beraber kitaplarının tüm telif haklarını ölmeden önce Darüşşafaka’ya bağışladığını öğrenince, içimdeki kaygılar büsbütün yok oldu gitti.
Seçme Hikayeler, Alemdağ’da Var Bir Yılan, Mahalle Kahvesi ve Son Kuşlar. Ben okumaya Seçme Hikayeler‘den başladım.
Kitabı açtığımda burnuma dolan deniz kokusu o kadar keskindi ki, neredeyse başım döndü. İstemsizce şunu düşündüm: fiziksel olarak bir kayığa binerek Marmara Denizi’ne açılıp balık tutmaktan sonra ikinci en iyi şey, herhalde Sait Faik Abasıyanık’ın öykülerini okumaktır. Ve işin güzelliği de şurada, bahsedilen deniz şu anda bizim gördüğümüz denizden çok farklı. 50 yıl öncesinin Marmara Deniz’i, eminim ki bugünkü gibi gözükmüyordu. Daha bir koyu lacivert, daha bir tuzlu, daha uçsuz bucaksızdı eminim. Ya da Heybeliada… Bugünkünden çok daha az insanın yaşadığı, çok daha yeşil, çok daha sessiz bir adaydı. Ve bizim bunları görmemize, 50 yılın öncesinin Marmara Denizi’nde yaşayan balıklardan haberdar olmamıza, o balıkların ölümlerine üzülmemize pek olanak yoktu, Sait Faik eline kalemi alıp da yazmamış olsaydı eğer.
Betimlemesi bu kadar kuvvetli, dili bu kadar akıcı olan bir yazara  sahip olduğumuz için ne kadar şanslı olduğumuzu kendimize daha sık hatırlatmalıyız belki de. Sait Faik Abasıyanık, Orhan Veli, Sabahattin Ali gibi yazarların, şairlerin yazdıkları ile katkıda bulundukları toplumsal hafızamız çok değerli bir hazine ve bun eserleri okuyarak çıkarımlarda bulunmak, karşılaştırmalar yapmak, düşünmek, hayaller kurmak da keyiflerin en büyüğü.
”Haritada Bir Nokta” öyküsünde yazdığı gibi;
”Koştum tütüncüye, kalem kağıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”
demeseydi Sait Faik, biz Heybeliada’nın arkalarındaki yemyeşil ormanlardan habersiz kalacaktık. Sabahın erken vakitlerinde, güneş daha yeni doğarken alabildiğine sis basmış Marmara Denizi’nde küçük bir kayıkta hiçbir şey görmeden ilerlemenin yarattığı korku ve endişe hissini bilmeyecektik. Sinağrit Baba’nın ölümü, boğazımıza koca bir yumru gibi oturmayacaktı. Sivriada’da geceleri nasıldır, Sivriada’da sabahlar nasıl doğar, bilmeyecektik. Stelyanos Hrisopulos Gemisi’nin batması gözlerimizi yaşartmayacaktı.
Tüm kalbimle diyorum ki, Sait Faik Abasıyanık iyi ki yazmış. İyi ki.

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Hafta ortası molası: Bazı güzel kitaplar
Annemin Öğretmediği Şarkılar
Burgazada bizi çağırıyor
Hepimiz uyurken…
  • Bu yazıyı çok beğendim 🙂

  • Beğenmenize çok sevindik, teşekkürler! 🙂

  • ne güzel yazmışsın dostum ya… ben hiç okumadım onu =(

  • Teşekkürler dostum ya =) İçimden geldiği gibi yazdım. Sonra da Gülşen, sevgili editörüm ^^, üzerinden geçti şöyle bi adam etti tabiri caizse 🙂 Beğendiğine sevindim.

    Mutlaka okumalısın kitabı da bu arada, tavsiye ediyorum 🙂

  • nasıl becerdiysem bu yazıyı kaçırmışım, şimdi okudum. müthiş olmuş. sait faik’le ilgili ne hissediyorsam yazmışsın. 🙂 sait faik ve orhan veli’nin yeri bende de çok ayrıdır.

    o tırnak içinde yazdığın alıntıyı ben son kuşlar’da okumuştum. sevgiden ve duygu yoğunluğundan gözlerim dolmuştu. sanırım ben de hiç sait faik okumasam deli olacaktım.