17
May
2013
0

Oksa Pollock ya da Dünya edebiyatına güçlü bir kadın figürü daha katıldı

(17 Mayıs 2013 tarihinde Radikal Kitap’ta çıkan yazımın, genişletilmiş versiyonudur, söylemek ayıp…)

Dünya edebiyatında ve hatta Türk edebiyatında da, kendi savaşını kendisi yürütebilen, öyle oturup da beyaz atlı birilerini beklemeyen kadın karakterlere daha çok ihtiyaç var. Oksa Pollock, bunlardan en sonuncusu.

Ursula Le Guin, “yaratıcı bir yetişkin, yaşamını sürdürmeyi başaran bir çocuktur” der (The creative adult is the child who has survived). Bu yüzden çocuk kitabı yazanlara, yazabilenlere büyük saygı duyarım ve içimdeki çocuğu gıdıklamak adına da sık sık, utanç filan duymadan çocuk kitapları okurum. Anne Pilchota ve Cendrine Wolf’un yarattığı Oksa Pollock karakterinin de içimdeki çocukla çok iyi anlaştığını belirtmek zorundayım.

Oksa Pollock

Baş kahramanımız, kitaba adını da veren Oksa adlı 13 yaşındaki bir genç kız. Babasının kariyer hedefleri doğrultusunda, biraz da aceleyle alınmış bir karar sonucunda, apar topar Paris’ten Londra’ya taşınıyorlar. Babasının en yakın dostu Pierre Bellanger ve ailesi, yanlarında Oksa’nın en iyi dostu olan Gus ile beraber onlara eşlik ediyor. Londra’da bir Fransız okuluna devam eden Oksa, bir gün çeşitli güçlerinin olduğunu keşfediyor. Elleriyle ateş topları yaratabildiğini ve havada süzülebildiğini fark eden Oksa, başlarda bunu gizlemeye çalışıyor. Ancak sonra babaannesine açılıyor ve sahip olduğu güçlerin ona atalarından miras kaldığını, ‘bizim dünyamızdan’ değil de, Edefia adlı bir diyardan geldiklerini açıklıyor babaannesi. Oksa sahip olduğu güçleri kontrol etmeye çalışırken (örneğin okulda onunla uğraşan bir çocuğun canını yakmamak için kendini zor tutarken), bir yandan da Edefia’ya dönmelerini engellemek isteyen kişilerle, ‘dünyalılardan’ gizli bir şekilde savaşmaya başlıyorlar. O andan sonra da genç kızın hayatı tamamen değişiyor.

Sanat ve edebiyat dünyasındaki bazı eserler (ve hatta sanatçılar) öyle özgün ve gösterişli olurlar ki, onların adımlarını izleyen her eser onları geçmek zorunda kalır. Bu zorunluluk sebebiyle adları da her zaman beraber anılır. Oksa Pollock için ise “yeni Harry Potter” diyemeyiz. Ama gerçek dünyadan sihir dünyasına adım atma hikayesinde zaman zaman Harry’nin deneyimlerine yakın şeyler yaşadığını söylemek mümkün. Hatta Alman gazetesi Badische Zeitung, “Harry Potter’ın Fransız kız kardeşi” diye nitelendiriyor Oksa Pollock’u.

6 kitaplık serinin iki yazarı var: Anne Pilchota ve Cendrine Wolf. Fransız yazarlar 2007 yılında kitabı Éditions Gallimard adlı Fransız yayınevinden bastırmaya çalışmış, ancak reddedilmişler. Akabinde amatör yazarların bu ara sıklıkla başvurduğu “madem öyle, ben de kendim yayınlarım” şeklinde özetleyebileceğimiz bir yöntem seçmişler kendilerine. Kitabın tanıtımını, basımını, kapak çizimlerini yazarların üstlendiği “self-publishing” denilen yöntemi kullanan yazarlar, 2010 yılında XO Editions’ın dikkatini çekmiş. Ardından kitaplar Almanca, İspanyolca, İtalyanca gibi pek çok dile çevrilmiş. Kitabın İngilizce baskısı ise daha bu ay raflardaki yerini alabildi.

Gördüldüğü üzere genç arkadaşımız beğenerek okuyor kitabı.

Gördüldüğü üzere genç arkadaşımız beğenerek okuyor kitabı.

Kitap, Harry Potter’ı okuyan aynı kitleye hitap ediyor; çocukluk sonrası, ergenliğin hemen öncesi… Fakat pek çok internet sitesinin söylediğinin aksine, Oksa’nın hikayesi “Genç-yetişkin” klasmanına girmiyor bence. Zira kitabın baş kahramanı olan Oksa ve en yakın arkadaşı Gus için henüz ilişki, hoşlanmak, sevgili gibi kavramlar söz konusu değil. Ancak aralarında adı konmamış, dostluk ve kardeşlik hislerinden öte bir durum da var. İlerleyen kitaplarda bu ilişkinin nasıl evrileceğini ve Oksa’nın nasıl bir genç kadın olacağını merak ediyorum doğrusu.
Kitap yalnızca sihirle ve alternatif dünyalarla uğraşmıyor. İçinde yaşadığımız dünyanın geçmişinden de bahsediyor. Örneğin, Oksa’nın ailesinin bir dönemde Sovyetler Birliği’nde yaşadığı anlatılırken, o zamanların baskıcı uygulamaları ilgili de bilgiler veriliyor. Bir yandan okuyucuyu bambaşka dünyalarla tanıştırırken, aynı zamanda ayaklarının yere basmasını da sağlıyor bu açıdan.
Oksa Pollock’un hayatında güçlü kadınların önemli bir yeri var. Ona her zaman yol gösteren babaannesi ile annesi, ona rol modeli olan önemli figürler. Ayrıca Oksa’nın kendisi de oldukça aklı başında bir genç kız. Dünya edebiyatında ve hatta Türk edebiyatında da, kendi savaşını kendisi yürütebilen, öyle oturup da beyaz atlı birilerini beklemeyen kadın karakterlere daha çok ihtiyaç var. Böylece genç kızlara özgür olma bilinci verilirken, genç erkeklere de bu tip kadınlardan çekinmemeleri, onlarla yan yana bir savaşım yürütmeleri mesajı verilmiş olacak.
Böyle ilginç bir kitap yazılır da Hollywood boş durur mu? Kitabın film hakları, bizleri Twilight’la da buluşturan Summit Entertainment şirketinin alt gruplarından SND/M6 grubu tarafından satın alınmış. Henüz imdb’de filmin ayrıntıları yer almasa da, Oksa Pollock filminin önümüzdeki 1-2 yıl içinde çıkmasını bekleyebiliriz.
Benim neslim, gece uyumadan okunan kitaplarla büyüdü. Belki de bu yüzden aramızdan bu kadar çok sanatçı ve hayalciler çıkıyor. Günümüzde aileler çocuklarına kitap okumaya pek vakit bulamıyor sanırım, ama eğer hala çocuğunuza, yeğeninize, öğretmenlik yaptığınız ana sınıfına kitap okuma şansınız varsa, etraftaki elektroniklere dikkatleri kaymadan sizi dinleyebiliyorlarsa, o zaman bu kitaba da bayılacaklardır.

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Hafta ortası molası: Bazı güzel kitaplar
Arrival’ı anlama kılavuzu: Kullandığımız dili değiştirmek bizi de değiştirir mi?
Amerikana – uzaklardan gelen güzel roman
[Güncellendi] Müjdeler olsun: Yepyeni bir Harry Potter kitabı geliyor
  • “Benim neslim, gece uyumadan okunan kitaplarla büyüdü. Belki de bu yüzden aramızdan politikacı ya da mühendis değil, sanatçı ve hayalciler çıkıyor daha çok.”
    bu cümlede birazcık haksızlık yapmışsın gibi sanki, gece okunan kitaplar mühendisler için de gereklidir, mühendis olmaya engel değildir, tam tersi teşvik eder. mühendislik öyle sanıldığı gibi hayal gücünden çok uzak bir şey değil. ben de her gece kitap okuyarak büyüyen çocuklardanım ve mühendis oldum, çok da zor olmadı 🙂

  • O kısmı “aramızdan bu kadar çok hayalci ve sanatçı çıkıyor” diye düzelttim.

  • En büyük hayalciler, sanatçılar matematikçiler, fizikçiler ve mühendislerden çıkıyor. Bilim ve sanat birbirinden ayrılamaz:))

  • Şimdi bana söyler misiniz, bu kitap Türkçe’ye çevrilmemiş mi? Ben çok heyecanlıyım çünkü! *.*

  • Olmaz olur mu, çevrildi tabii. ARtemis’ten basıldı. Ben de o şekilde okudum zaten =)

  • Evet evet sonradan gördüm 😀 ben de okuyacağım, kesinlikle okuyacağım. Nasıl heyecanlandım bir potterhead olarak *.*

  • Oksa nın 2. Kitabı çıktımı