5
Oca
2014
0

Kaybetme Halleri

Merhaba ve iyi yıllar Başucumuzda Kitap’ın sitemkar ve tatlı okuyucuları.
Goodreads Reading Challenge’lar sayesinde son bir kaç yıldır acı gerçek hunharca yüzüme çarpıyor. 2013 için kendime 25 kitap okuma hedefi koymuşum ve 16 kitapla kapattım yılı. Bu yıl için de hedefi değiştirmedim bakalım neler olacak.
Dün akşam Junot Diaz’ın Domingo Yayınları’ndan çıkan kitabı “Ve işte onu böyle kaybedersin“i bitirdim. Kasım ayında almıştım, yaklaşık 80 sayfasını haftalık Ankara – İstanbul uçuşlarından bir tanesinde büyük beğeni ve merakla okudum. Sonra yine hastalığım nüksetti ve araya bir sürü başka kitap aldım. Sehpadan bana Bambi gözleriyle bakan kapağa suçlu suçlu baktıktan sonra bu hafta sonu annemlere giderken attım çantama sonunda.
Roman bir Dominik erkeği olan Yunior’un aşklarını ve geçmişini konu ediniyor. Yunior kendi kendisiyle konuşurken (ve bunu hepimiz gibi 2. tekil şahısla yaparken) biz de onun türlü haltlarına, pişmanlıklarına ve üzücü aile geçmişine tanık oluyoruz. Latin Amerika’dan ABD’ye göçen kişilerin sorunları ve bu Latin kişilerin (bence) Türk insanınınkine çok benzeyen aile yapılarını ve ikili ilişkilerini görme şansına sahip oluyoruz.
Kitabın tercümesi Avi Pardo tarafından yapılmış, zaten kanımca Domingo Yayınları’nın en büyük kozlarından birisi de Avi Pardo. Ama kulağımı tırmalayan ufacık bir şeyi söylemeden içim rahat etmez, kitapta bolca geçen ve orijinalinde “bitch” olduğunu tahmin ettiğim hitap şeklinin “kancık” şeklinde tercüme edilmesi birazcık kaşıntı yaptı bende. Mesela “kaltak” ya da “şıllık” diye çevrildiği metinler olduğunu hatırlıyorum, tabii ki tercümanın tercihi ve metnin aslını gören o ama yine de, “kancık” beni özellikle ekstra rahatsız eden bir kelime.
Roman dokuz bölümden oluşuyor ama ben okurken kafamda iki bölüme ayırdım. İlk bölüm Yunior’un kadınlarını anlattığı kısım ve daha sonra bir anda aile geçmişine ve başka konulara geçtiği bölüm. İlk bölümün ikinci bölümden çok daha fazla ilgimi çektiğini de inkar edemeyeceğim.
Böyleyken böyle kibar hanımlar ve yakışıklı beyler. Farklı kıtaların, farklı dünyaların edebiyatlarına ulaşmak, Türk-Kuzey Amerikan-Avrupa edebiyatı üçgeninden biraz da olsun sıyrılmak için Junot Diaz biçilmiş kaftan. Bir başyapıt okuyacaksınız diyemem ama bence pişman olmayacağınız bir roman olacak.

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Mısır’da olduğumuza emin miyiz: Yakupyan Apartmanı’nın düşündürdükleri
Size Anneanne diyebilir miyim?
Bize Kalsa Böyle Geçerdi Akşamlar
Saçında Gün Işığı – Jhumpa Lahiri’yle güzel bir tanışma
  • İstanbul Kitap Fuarı’nda son anda almaktan vazgeçmiştim bu kitabı. Güzel diyorsanız bir kenara not etmeli. 😉

  • Anneme hediye gelmişti, ne zamandır kararsızdım okumak konusunda. Tavsiye için teşekkürler gülş ^^