22
Eyl
2015
0

Size Anneanne diyebilir miyim?

Sonbaharı Everest Yayınları’ndan çıkan romanlar eşliğinde karşıladım desem abartmış olmam. Eylül ayının başında okuduğum Aslı E. Perker’in son romanı Bana Yardım Et’in ardından Elena Ferrante’nin Napoli Romanları serisinin ilk kitabı Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım geldi; hemen ardından onu serinin ikinci kitabı Yeni Soyadının Hikayesi izledi. Şu anda hâlâ elimde olan bu son roman bitince ve serinin son iki romanı da Türkçe’ye çevrilince hepsini birden yazmayı planlıyorum. Kimliğini gizleyen ve Elena Ferrante takma adı ile yazan yazar, son zamanlarda edebiyat dünyasında oldukça ilgi görüyor(muş). Bize de okuyup, yazmak düşer o halde. Ancak ondan evvel, gelelim Bana Yardım Et’e.

Aslı E. Perker, 2001 yılından bu yana New York’ta yaşayan, ondan evvel de Türkiye’de pek çok gazete ve dergide çalışmış bir yazar. Onu muhtemelen benim gibi, 22 dile çevrilmiş romanı Sufle ile tanıyor olabilirsiniz. Ve evet, soyadı tanıdık geliyorsa kulağınıza şunu da ekleyelim, kendisi çizer Kutlukhan Perker’in eşi.

“Bana Yardım Et” Kitabın yazarı Aslı E. Perker

Bana Yardım Et’in ana karakteri Aslı ile tanışıyoruz öncelikle. Onunla ilgili bir şeyler öğreniyoruz; kedileri sevmiyor, annesi Cihan ve babası Cihan (evet, adaşlar) ile pek de sıkı fıkı bir ilişkisi yok, çocukluğu ve gençliği boyunca yanında olan, çok sevdiği anneannesini ise birkaç ay evvel kaybetmiş. Yemek yemekten haz etmiyor, uyuyamıyor, pek neşeli bir tip değil. Bir yazar o; ailesinden hâlâ maddi olarak yardım alıyor ve biraz içine kapanık biri. Roman, Aslı’nın Avusturya’da gerçekleşecek bir yazarlık programına kabul haberini almasıyla başlıyor. Aile ile konuşuyor, arkadaşlar ile vedalaşıyor ve yola düşüyor Aslı. Birkaç ay Avusturya’nın sakin bir kasabasında yazacak, tartışacak ve uykusuz geceler birbirini kovalarken, kiraladığı evin kocaman pencerelerinden boş sokakları seyredecek. Ancak olaylar pek de onun planladığı gibi gitmiyor (pek tabii).

Amerika’ya gidecek olan Avusturyalı bir hemşirenin verdiği ev ilanını gördüğünde, her ne kadar kirası çok uygun olsa da, evde yalnız olmayacağını da anlıyor. Ev arkadaşı bir kedi; hatta romanın ilerleyen sayfalarında Aslı’nın, ölen anneannesinin yerine koyarak gittikçe derinleşen bir sevgi besleyeceği bir kedi. Bu arada başka arkadaşlar da ediniyor kendine: yazarlık programından bir başka yazarla arkadaş oluyor. Ancak asıl önemli arkadaşlığı, sonradan yaptığı hesaplardan sonra emin olduğu kadarıyla 130 yaşlarında olan ve ölemediğini söyleyen Daniella ile kuruyor. Daniella harika bir piyanist, yaşamdan zevk almayı bilmiş, ancak ölemediğini anladığında bu dünyadan nasıl ayrılabileceğinin derdine düşmüş zarif bir hanımefendi. Aslı ile sohbetleri esnasında Aslı zaman zaman zihninin okunduğunu hissediyor, ancak yine de Daniella’nın ona verdiği ilhamdan da vazgeçemiyor. Uykusuz geçen gecelerinde yeni romanı akıp gitmeye başlıyor.

Ve tabii ki aşk. İçini kemiren sırrı Aslı’nın göz altlarını günden güne koyulturken, bir yandan da aşık olmanın getirdiği kalp çarpıntıları ekleniyor Aslı’nın hikayesine. Tekerlekli sandalyesinde bahçevanlık yapan, sportif görünümlü Hakan ile yaşadığı macerayı anlatmayıp, romanı merak eden kitapseverler için gizli bırakayım burada.

Kurguda birtakım tutarsızlıklar olsa da, bir cümlenin sonunda gözler noktayı arayıp, bulamamış olsa da, çok rahatsız eden bir şey yok aslında. Rahat okunan, çok büyük sürprizlerle karşılaşmadığınız, bitirdiğinizde birkaç roman karakteri için hâlâ meraklansanız dahi ana sorunların çözüme kavuştuğu ve bir nevi ‘mutlu son’ ile biten bir roman Bana Yardım Et. Kış öncesinde ağır kitaplara gömülmek istemeyen, ancak güzel bir Türkçe roman okumak isteyen gözler için gönül rahatlığı ile tavsiye edilebilecek bir roman.

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Napoli Romanları: Dostluk her daim baki midir?
Bize Kalsa Böyle Geçerdi Akşamlar
Saçında Gün Işığı – Jhumpa Lahiri’yle güzel bir tanışma
Kaybetme Halleri