5
Kas
2015
0

Bir Mâniniz Yoksa Hayallere Dalalım

Şimdiki zaman ne zaman zor ve kabul edilemez gelse, geçmişe sığınırken buluyorum kendimi. Çocukken gittiğim o tatil köyünde kuzenimle oynadığım oyunları düşünüyorum mesela. Ya da Büyükada’daki yazlığımızda, her akşam saat 20:00’de yazlık sinemaya gittiğimizi… Lisedeyken ne güzel arkadaşlıklarım vardı, tiyatro kulübü mesela, ne heyecanlar yaşamıştım… Hayatımda ilk defa minibüse tek başıma binişim; Acıbadem’den Kadıköy’e, Yazıcıoğlu iş hanına bilgisayar oyunu almaya gidişim ve bunun gibi daha bir dolu düşünce… Bir kez başladım mı geçmişi düşünmeye, kendimi toz pembe bir mutluluk bulutu içinde bulurum genelde. Geçmiş, artık değiştirilemeyecek şekilde geride kaldığı zaman daha çok olumlu yanları hatırlanan bir şeye dönüşür. Nostalji bunun için her zaman çok tatlı gelir ve her daim popülerdir.

Ayfer Tunç’un Türkiye halkının 70’li yıllardaki yaşantısını anlattığı “Bir Mâniniz Yoksa Annemler Size Gelecek” kitabını okurken benzer bir şekilde hayallere ve kendi geçmişime gidip geldim. Belki de bu yüzden, kitabı bitirmem tahmin ettiğimden de uzun sürdü. Annem ve babamın o yıllarda geçen gençliğini düşündüm uzun uzun, benim yaşımdayken yapmaktan hoşlandıkları şeyleri… Garip bir mutluluk veriyor bana bunları hayal etmek. Sadece böyle bir etki yarattığı için bile değerli ve önemli bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

Kurgu hiçbir öğe barındırmıyor kitap. Sokaklarda oynanan oyunlardan tutun, Yeşil Çam filmlerine, tek kanallı televizyon döneminden, 45’lik plaklara, sevgili olmaktan evlilik ritüellerine kadar bölüm bölüm, tane tane anlatıyor o yılları Ayfer Tunç. Gelecek nesillere bir miras olarak kalsın ve tarihe de bir not düşülsün diye…

Dili yalın ve okuması keyifli bir kitap. Su gibi akıyor kitap ve kitabı bir iki günde bitirmeniz mümkün. Tabii benim gibi her bölümden sonra durup hayallere dalarsanız daha da uzun sürebilir.

Annem o yıllarda İstanbul’un ne kadar güzel olduğunu bana pek çok kez anlatmıştı. Kitabı okurken ben de İstanbul ve Türkiye’nin onların gençliğinde şimdikinden daha güzel olduğunu hissetmekten alamadım kendimi. Buralarda, bu günlerde yaşamak git gide daha moral bozucu git gide daha da zor oluyor. Belki de o yüzden böyle kitaplar okumayı seviyorum ve kendimi geçmişi hayal ederken, teselliyi orada ararken buluyorum.

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Virginia ve Vita: İki cambaz bir ipte oynar mı?
Amerikana – uzaklardan gelen güzel roman
Geçmeyen bir ‘Dünya Ağrısı’
Paul Auster’dan “New York Üçlemesi” | Yolculuğun Kendisinden Keyif Almak