13
Mar
2017
0

1 ay boyunca kitap alma, Eda!

Durmadan kitap alan, ‘bibliomanyaklardan’ mısınız?
Yeni çıkan bir kitabı almadığınız zaman kaşıntı mı başlıyor?
Evinizdeki kitap rafları okunmayan kitaplarla dolup taşıyor mu?
Çare beyninizi şartlamakta!
2017 yılı başlamadan hemen önce, Goodreads üzerindeki Bizim Büyük Challenge’ımız grubuna katıldım. Gruptaki herkes, 1 yıl içinde farklı özelliklere sahip 30 tane kitap okumaya söz vermişti. Böylece okunmamış kitap rafını (raflarını?) biraz daha seyreltmenin peşine düşüyorlardı.
Şu anda challange’da yer alan 3 maddeye uygun şekilde 3 adet kitap bitirmiş durumdayım. Kaldı 27… Fakat kısa süre önce bir şeyi fark ettim: Yaklaşık 200 sayfalık bir kitabı bitirmem, ortalama 1 ayı bulabiliyor. Kısacası ayda 1 kitap, çok sıkarsam 1,5 kitap bitirebiliyorum. Nitekim 2017’nin 3. ayı bitti bitecek, ben ise challange’da doğru dürüst ilerleyemedim. Bir yandan da yeni kitaplar almaya devam ediyorum. Üstelik az buz da değil; ayda en az 6 kitap aldığımı fark ettim.

Yeni bir kitap alınca ben…

Bu yüzden de bir karar verdim: Artık kitap almayacak ve önce evdeki kitapları okuyacağım. Bu kararı belki 17. keredir alıyorum ama bu sefer uygulamaya kararlıyım. Sonsuza kadar kitap almayacağım demiyorum tabii ki, böyle bir şey imkansız benim için. Ama diyorum ki, ufak ufak ilerleyebilir ve ‘kitap almazsa ölecek’ hastalığımdan kurtulabilirim belki. İlk adımda 1 aylık bir sınır koydum kendime. ‘Önümüzdeki 1 ay boyunca kitap almayacağım’ dedim. Bu 1 ayı bitirdikten sonra, 1 ay daha deneme yapacağım. Ha, kitap almayacağım dedimse, kendime almamaktan bahsediyorum. Sevdiğim insanlara, dostlarıma, kardeşlerime alabilirim tabii ki…

Ben bu kararı nasıl hakkıyla hayata geçirebilirim diye düşünedurayım, karşıma çok güzel bir yazı çıktı.
NPR’da denk geldiğim bu yazıya göre, kişinin aldığı kararları uygulayabilmesi için, kendine 1. tekil şahısla değil, 3. bir kişi gibi seslenmesi gerekiyormuş. Yani ‘Artık kitap almamalıyım’ yerine ‘Artık kitap alma, Eda!’ demeliyim kendime mesela. Bu sayede kendime dışarıdan bir gözle bakmış, kendi kendimi belli bir konuda ikna etme başarısını elde etmiş olacakmışım.
En azından yazıyı yazanların iddiası bu yönde… Ben kural mı yoksa istisna mı olurum onu bilemem.

Bibliyomani hakkında yazılan ve terimin literatüre girmesini sağlayan kitap… Kaynak: The Guardian

Bu arada kitap-alır-da-okumaz-gillerin aslında psikolojide çok havalı bir adı var: Bibliyomanyak! The Guardian’da yer alan bir habere göre bibliomani ya da “kompulsif şekilde kitap satın alma” olayı, ilk kez 19. yüzyılda kullanılmış. İngiliz beyfendiler, başta özel basım kitaplar olmak üzere, pek çok kitapla doldurmuşlar evlerini. Bu kitap almacılık kısa süre sonra bir nevi yarışa dönüşmüş; benim kütüphanem senin kütüphaneni döver maiyetinde hava atmalar yaşanır olmuş. Özellikle ilk basımlar, gerçek basımlar, büyük boy basımlar, henüz ciltçilerin aletlerinin değmediği, kenarları kesilmemiş vaziyetteki orjinal basımlar gibi kitap basımları elden ele dolaşmaya başlamış. İş öyle bir boyuta varmış ki, Fransız Devrimi sonrasında hapse atılan aristokratların kitapları, yapılan açık artırmalarda Avrupalı bibliyomanyaklar tarafından delice paralara satın alınmış. Yine böyle bir açık artırma sırasında, ünlü İtalyan şair Giovanni Boccaccio’nun yazdığı bir kitap, dönemin parasıyla 2.260 pound’a satın alınmış. Bugünün parasıyla bu 190 bin dolar, yani yaklaşık 709 bin TL ediyor. Manyak deniyorsa bir sebebi var yani…
Velhasıl, bir süreliğine kitap almaya ara veriyorum. Benim durumuma benzer şeyler yaşayan dostlara da, kendilerini kitap almamaya ikna etmelerini öneriyorum. Ama doğru yöntemleri kullanarak…
Hadi gazamız mübarek olsun =)